Sosyal medya veya yeni nesil mesajlaşma uygulamalarını ele aldığımızda etkileşimin baş aktör olduğunu görebiliriz, yani özellikle eski medyaya göre reyting kavramı ne kadar önemliyse, yeni sistemde etkileşim yaratmak için çarpıcı ve ilgi çekici içerikler üretiyor olmak hayati öneme sahip. Örneğin bugün x platformunda tt olan bir içeriğe göre gündemi belirleyebiliyor olmak, söz konusu platformlarda etkili etkileşim yaratmak doğal olarak yönlendirici olmayı sağlıyor.

Aslında bu yeni sosyal medya kavramı biraz multi disipliner bir kavram, yani medya, iletişim, dijitalleşme, güvenlik gibi kavramları da içinde barındırıyor. Eskiden televizyon karşısında tek kanallı bir iletişim ile evimizde güvenli bir biçimde oturup sadece bize verilen haberi izlerken, şuan ortaya atılan habere yorum yapma hatta kendimiz haber yaratıp sosyal medya havuzuna atma şansına sahibiz. Tabi bu durumda iletişimci olmayan (yani mesleği gazetecilik olmayan) kişilerin haber yaratabildiği ve toplumu etkileyip yönlendirebilecek potansiyeldeki içerikleri yayınlama hakkına sahip olduğu bir ortamda etik değerlerin gözetilmesi için sürekli iyileştirmeler yapılmakta. Bu Telegram konusunda alınan karar geç kalınmış ama bir şekilde doğru alınmış bir karar.

2000 li yılların başında Facebook hayatımıza girdiğinde basit bir arkadaşlık uygulaması sanmıştık, fakat sonradan geldiği noktada kişilerin ilgi alanlarına göre içeriklerin yönlendirilmesi aslında iyi bir kavram gibi gözükse de farklı siyasi aktörlere hizmet eder bir biçimde kullanıldığı ortaya çıkmıştı.

Telegram konusunu ele alalım.

Telegramın özgürlükçü söylem ile Rusyada 2018 yılında yasaklanmasının amacı da bence hiç iyi niyetli değil. Yani biz Rusya ile anlaşamıyoruz, biz çok özgürlükçüyüz, rusya bize kişisel verileri veya mesajlaşma bilgilerini ver dedi diye Rusyadan çıkıp dünyanın diğer ülkelerinde (dubai’de) sunucularımızı barındıracağız diyorlar. Yani aslında Uygulamanın globalleşmesi bu dönem başlıyor.
Yani kullanıcılar Rusya’ya bilgilerimizi paylaşmıyor uygulama ne kadar da özgürlükçü diye bu platformu tercih ettiler.
Ama aslında o sıralar yapılan açıklamalarda terör eylemleri dışındaki diğer bilgileri paylaşmıyoruz du.

Özellikle teröristlerin Telegram veya diğer mesajlaşma uygulamalarını kullandığını pek sanmıyorum, terör propagandası yapan Telegram gruplarının olduğunu zaten biliyoruz, fakat bu gruplardaki kişileri tespit etmek ve bu gruplara sızıp radikal düşünen grupları takip etmek için illaki telegram’ın veya diğer platformların bilgi paylaşmasını beklemeye gerek yok.

İstihbarat ekipleri zaten çeşitli yöntemlerle söz konusu gruplara sızmış veya gruplardaki kişileri angaje etmiştir diye düşünüyorum.

Özellikle bu uçtan uca şifreleme mekanizmasına gelirsek, özellikle bu şifrelemenin güvenli olabilmesi için cihazın, veya internetin güvenli olması gerekmekte ki buradaki güvenliği sağlamak uygulama ile mümkün değil.

Yani kısacası telefonun içine bir siber espiyonaj(örneğin pegasus) yazılımı yerleştirildiyse, yada telefonun bağlı olduğu internet ağına bir aradaki adam saldırısı gerçekleştirildiyse uçtan uca şifreleme mantığının bir manası kalmıyor, daha henüz gönderilen veri şifrelenmeden ve Telegram sunucularına gönderilmeden önce yakalanabiliyor, hatta ele geçirilen veri söz konusu casus yazılımlarla manipüle edilebiliyor.

Yani aslında bir aktivist hacker grubuysanız, veya bir terör örgütü statüsüne kavuştuysanız kendi siber espiyonaj veya siber güvenlik ekibiniz zaten vardır. Dolayısıyla bir siber güvenlik ekibinin kendine ait güvenli sunucuları, ve kendi geliştirdiği kapalı kutu mesajlaşma uygulamaları vardır. Bugünün istihbarat örgütleri, casus faaliyet yürüten örgütler veya özel istihbarat şirketleri kendi iletişim yöntemlerini sürekli olarak geliştirmeye devam etmektedirler.

Söz konusu kitle iletişim aracı haline gelmiş olan uygulamalar zaten sürekli güvenlik açıkları açıklamaktalar. Telegram için en yakın tarihte Örneğin 29.04.2024 (Usom — Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezinde)(https://www.usom.gov.tr/bildirim/tr-24-0372) zafiyet bildirimi yayınlandı, bu da gösteriyor ki, sürekli olarak delinmeye çalışan bir sistemin kişisel verileri hükümetler şuan paylaşıyor olması olmayan veri gizliliğinin en azından resmi kurumlar ile paylaşılması demek.

Peki bu merkezi yapının güvenli olmaması demek aslında ne demek; uçtan uca şifreli giden verinin merkezde çeşitli programlanmış AI ler ile ters mühendislik formülü ile çözülmesi ve analiz edilmesi demek. Özellikle illegal toplulukları barındıran bu platformlar merkezi bir yapıda tüm veri akışını zaten kontrol etmek zorunda demek.

Sonuç olarak, merkezi olmayan ve uçtan uca açık uçlu anahtarlama yöntemi ile şifrelenmiş bir veri yapısı sayesinde güvenli haberleşme mümkün ama bu sefer bu güvenli haberleşme methodunun doğru ve insani amaçlara uygun bir biçimde kullanılıp kullanılmadığını bilmiyor olmak güvenliğimizi yine riske sokacaktır.

Örneğin bir terör eyleminin talimatı güvenli bir biçimde hedefe ulaştırılacak diye daha güvensiz bir ortam yaratmış olmamak adına, bu tarz merkezi yapıların devletlerin kontrolünde olması bence son derece güvenli olacaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir